OECD Direktörü Jansen, küresel enerji dönüşümünde kritik minerallerin önemini ve Türkiye’nin bu alandaki güçlü potansiyelini açıkladı.
OECD Ticaret ve Tarım Direktörü Rodolfo Jansen, İstanbul’da yaptığı değerlendirmede Türkiye’nin küresel enerji dönüşümü için kritik minerallerin tedarikinde önemli bir rol oynama potansiyeli taşıdığını belirtti. Jansen, ülkenin bor gibi stratejik minerallerdeki mevcut güçlü konumuna ve zengin nadir toprak elementleri rezervlerine dikkat çekti. Bu açıklama, küresel tedarik zincirlerinde artan kırılganlıklar ve ihracat kısıtlamaları döneminde, çeşitlendirme ihtiyacının altını çizdi. Türkiye’nin coğrafi konumu da lojistik avantaj sağlıyor.
Jansen, enerji dönüşümünün kritik minerallere olan ilgiyi artırdığını ifade etti. Yeşil dönüşüme yönelik yatırımların bu minerallerin önemini daha görünür kıldığını belirtti. Mevcut durumda birçok kritik ham madde pazarında aşırı yoğunlaşma yaşandığını dile getirdi. Bazı ürünlerde küresel pazarın yüzde 90’ının tek bir ülkede bulunduğunu sözlerine ekledi.
Bu yoğunlaşmanın iki ana risk barındırdığını aktardı. İlk olarak, piyasanın doğal dengesinin bozulduğunu ve normal fiyat oluşumunun engellendiğini söyledi. İkinci olarak, baskın aktörlerin ürünlere erişimi kısıtlama imkanına sahip olduğunu vurguladı. Bu nedenle OECD, madencilik ve işleme projelerine yatırım finansmanının çeşitlendirme açısından kritik rol oynadığını belirtiyor.
OECD’nin kritik minerallere yönelik ihracat kısıtlamaları raporu, son 15 yıldır aralıksız bir artış eğilimi gösterdiğini ortaya koydu. Jansen, bu durumun çok taraflı ticaret sistemi açısından endişe verici olduğunu ifade etti. Özellikle ihracat yasakları gibi en ağır kısıtlama türlerinin son yıllarda en hızlı artışı kaydettiğini belirtti. Bu gelişmeler, kritik ham madde ticaretinde olumsuz bir tablo çiziyor.
Sektöre yapılan yatırımların uzun vadeli bir süreç gerektirdiğini aktardı. Madencilik projelerinde ürünün yer altından çıkarılıp satılabilir hale gelmesinin zaman aldığını vurguladı. İşleme aşamasında ise teknoloji ve sermaye yatırımına ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Yatırımcıların getiri ve piyasa koşulları hakkında net bilgi edinmek istediğini ekledi.
Jansen, Türkiye’nin kritik mineraller alanında önemli bir aktör olduğunu yineledi. Ülkenin bor gibi stratejik bir ürünün tedarikçisi konumunda bulunduğunu hatırlattı. Ayrıca, bir dizi nadir toprak elementinde önemli rezervlere sahip olduğunu belirtti. Türkiye’nin daha fazla yatırım alabileceği ve çeşitlendirme sürecinde aktif rol üstlenebilecek ülkeler arasında yer aldığını ifade etti.
Türkiye’nin coğrafi konumu, Asya, Afrika ve Avrupa arasında olağanüstü bir ticaret merkezi olma özelliği taşıyor. Jansen, ülkenin OECD’nin resmi destekli ihracat kredileri düzenlemesinin bir üyesi olduğunu belirtti. Bu sayede Türkiye’nin finansman işbirliği çerçevesinde söz hakkı bulunuyor. Ayrıca, Türkiye’nin kritik ham maddeler alanında ihracat kısıtlaması uygulamadığı ve küresel piyasalara entegre olduğu biliniyor.
İstanbul’da düzenlenen OECD Kritik Mineraller Forumu’nun koordinasyon ve istişareyi güçlendirmek için önemli bir fırsat sunduğunu dile getirdi. Jansen, Türkiye’nin bu alanda aktif olduğunu ve farklı aktörleri bir araya getirmeye devam ettiğini söyledi. Yatırım projelerinin finansmanı konusunun da Türkiye’nin üstlenebileceği rollerden biri olabileceğini ekledi. Bu durum, Türkiye’nin küresel tedarik zincirindeki potansiyelini pekiştiriyor.
OECD Kritik Ham Maddelere İlişkin İhracat Kısıtlamaları Envanteri 2026 raporuna göre, ihracat kısıtlamaları 2009-2024 döneminde yaklaşık beş kat arttı. Enerji dönüşümü, dijitalleşme ve savunma sanayisinde kritik rol oynayan ham maddelere yönelik küresel talep yükseliyor. Ancak arz, sınırlı sayıda ülke ve üreticide yoğunlaşıyor. Kobalt, lityum ve nikelde en büyük üç üretici, küresel üretimin üçte ikisinden fazlasını karşılıyor.
Nadir toprak elementlerinde ise küresel üretimin yaklaşık yüzde 90’ı belirli aktörlerde yoğunlaşıyor. Uluslararası Enerji Ajansının “Küresel Kritik Mineraller Görünümü” raporu da bu durumu destekliyor. Kobalt üretiminde Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Endonezya ve Rusya öne çıkıyor. Lityum üretiminde Çin, Avustralya ve Şili; nikel üretiminde ise Endonezya, Filipinler ve Rusya başı çekiyor.
Yorum Yap