Mahkeme nafakaya hükmetmiş olsa bile ödeme kendiliğinden gerçekleşmez. Ödeme aksadığında alacaklının önünde birbirinden farklı iki mekanizma bulunur. Birincisi paranın fiilen tahsiline yönelen ilamlı icra takibi, ikincisi borçluyu ödemeye zorlamayı amaçlayan ve icra ceza mahkemesine yapılan şikayettir. Bu iki yol birbirinin alternatifi değildir, sıralı çalışır. Şikayet yolunun işleyebilmesi için önce icra takibinin başlatılmış ve icra emrinin…
Mahkeme nafakaya hükmetmiş olsa bile ödeme kendiliğinden gerçekleşmez. Ödeme aksadığında alacaklının önünde birbirinden farklı iki mekanizma bulunur. Birincisi paranın fiilen tahsiline yönelen ilamlı icra takibi, ikincisi borçluyu ödemeye zorlamayı amaçlayan ve icra ceza mahkemesine yapılan şikayettir.
Bu iki yol birbirinin alternatifi değildir, sıralı çalışır. Şikayet yolunun işleyebilmesi için önce icra takibinin başlatılmış ve icra emrinin borçluya tebliğ edilmiş olması gerekir. Takip açılmadan doğrudan tazyik hapsi istenemez. Ödemenin aksadığı ilk aydan itibaren takibin kurulması hem alacağın birikmesini sınırlar hem de sonraki aşamaların hukuki zeminini hazırlar.
Takibin dayanağı bir mahkeme kararıdır. Boşanma davası sürerken verilen tedbir nafakası kararı, boşanma hükmünde yer alan nafaka bölümü ve sonradan açılan artırım davasının sonucundaki karar bu kapsamdadır. Karar elde edildiği anda alacak doğar, ancak icra dairesine başvurulmadığı sürece takip kendiliğinden işlemeye başlamaz.
Aile hukukuna ilişkin kararlar kural olarak kesinleşmeden icraya konulamaz. Nafaka bu kuralın dışında tutulur ve kararın nafakaya ilişkin bölümü kesinleşme beklenmeden takibe konulabilir. Ayrım pratikte belirleyicidir: boşanma hükmünün diğer bölümleri için kanun yolu süreci devam ederken nafaka alacağının tahsili beklemeye alınmak zorunda değildir.
İlama dayalı takip herhangi bir icra dairesinden istenebilir. Borçlunun başka şehirde bulunması takibin açılmasına engel oluşturmaz; haciz işlemleri gerektiğinde talimat yoluyla o yerdeki icra dairesince yürütülür.
Takip talebi üzerine icra dairesi borçluya icra emri gönderir. İlamlı takipte borçlu, ilamsız takipte olduğu gibi borca itiraz ederek takibi durduramaz; başvurabileceği yollar icranın geri bırakılması gibi sınırlı hallerle çerçevelenmiştir. Kanunda öngörülen süre içinde ödeme yapılmazsa haciz aşamasına geçilir.
Haciz; maaş ve ücret, banka hesapları, araç, taşınmaz ve üçüncü kişilerdeki alacaklar üzerinde kurulabilir. Nafaka alacaklarında maaş haczi diğer alacaklardan farklı işler. İcra ve İflas Kanunu genel kuralda, borçlu ve ailesinin geçimi için gerekli görülen tutar ayrıldıktan sonra kesinti yapılmasını ve kesilecek miktarın maaşın dörtte birinden az olmamasını öngörür. Nafaka alacakları bu sınırlamanın dışındadır: işleyen aylık nafaka maaştan tam olarak kesilebilir, birikmiş alacak için kalan tutar üzerinden ayrıca kesinti değerlendirilir. Düzenli geliri olan borçlularda maaş haczi bu nedenle çoğu dosyada en işlevsel tahsil aracı olur.
Takip talebinin hangi alacak kalemlerini içereceği, işlemiş faizin nasıl hesaplanacağı ve hacze hangi sırayla gidileceği dosyanın koşullarına göre değişir. Birikmiş alacağın büyüdüğü ve borçlunun mal varlığının belirsiz olduğu dosyalarda nafaka davalarında Bursa nafaka avukatı desteği alınması, takibin eksik kurulmasından doğan gecikmeleri azaltır.
Dosyada iki alacak kalemi ayrı değerlendirilir. Birikmiş nafaka, ödenmediği için geçmişte biriken aylardır. Cari nafaka ise takip başladıktan sonra her ay yeniden işleyen tutardır. İkisi aynı takip dosyasında yürüse de hukuki sonuçları aynı değildir.
Bu ayrım tahsil aracını doğrudan belirler. Birikmiş nafaka haciz yoluyla tahsil edilir. Buna karşılık borçluyu ödemeye zorlayan tazyik hapsi, yerleşik uygulamada takipten sonra işleyen aylık nafaka bakımından gündeme gelir; yalnızca geçmiş aylara ait birikmiş borcun ödenmemesi tek başına bu sonucu doğurmaz. Şikayet dilekçesi bu ayrım gözetilmeden hazırlandığında talep esasa girilmeden reddedilebilir, alacaklı da aradan geçen sürede yeni bir şikayet hakkını kullanmakta zorlanır.
Nafaka hükmünün gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında icra ceza mahkemesine şikayette bulunulabilir. Şikayet, takibin yürüdüğü yerdeki icra ceza mahkemesine yöneltilir ve kanunda öngörülen süreye bağlıdır: fiilin öğrenilmesinden itibaren üç ay, her halde işlenmesinden itibaren bir yıl geçtikten sonra şikayet hakkı düşer. Süreyi kaçıran alacaklı için tahsil yolu kapanmaz, ancak zorlama aracı o dönem bakımından devre dışı kalır.
İcra ve İflas Kanunu bu durumda üç aya kadar tazyik hapsi öngörür. Tazyik hapsi bir ceza mahkumiyeti değildir; işlevi borcun ödenmesini sağlamaktır. Nitekim hapsin uygulanmasına başlandıktan sonra karar gereği yerine getirilirse borçlu tahliye edilir. Yaptırımın ödeme ile birlikte sona ermesi, onu klasik bir cezadan ayıran temel özelliktir.
Borçlu tarafında da savunma imkanları bulunur. Ödemenin yapıldığını gösteren belgeler, nafakanın azaltılması veya kaldırılması istemiyle açılmış bir dava ya da ödeme gücüne ilişkin somut veriler mahkemece değerlendirilir. Şikayet dosyası bu yönüyle tek taraflı bir bildirim değil, ispat üzerinden yürüyen bir yargılamadır.
|
Ölçüt |
İcra takibi |
İcra ceza mahkemesine şikayet |
|---|---|---|
|
Amaç |
Alacağın fiilen tahsili |
Borçluyu ödemeye zorlamak |
|
Başvurulan merci |
İcra dairesi |
İcra ceza mahkemesi |
|
Kapsadığı alacak |
Birikmiş ve işleyen nafaka |
Takipten sonra işleyen aylık nafaka |
|
Ön koşul |
Nafakaya ilişkin mahkeme kararı |
Takibin başlatılmış ve icra emrinin tebliğ edilmiş olması |
|
Sonucu |
Haciz ve satış yoluyla tahsil |
Üç aya kadar tazyik hapsi |
|
Borç ödenirse |
Alacak karşılandığı ölçüde takip sona erer |
Borçlu tahliye edilir |
Nafaka uyuşmazlıklarının önemli bir bölümü ödemenin hiç yapılmamasından değil, yapılan ödemenin belgelenememesinden doğar. Ödeme tarafında birkaç noktaya dikkat edilmesi sonraki tartışmayı önemli ölçüde daraltır.
Nafakanın tahsili, dosya açıldıktan sonra tek bir işlemle biten bir süreç değildir. Takibin güncel tutulması, her ay yeniden işleyen alacağın izlenmesi ve gerektiğinde şikayet yoluna süresi içinde başvurulmasıyla yürür. Buradaki açıklamalar genel çerçeveyi tarif eder; hangi adımın hangi sırayla işletileceği kararın içeriğine, ödeme geçmişine ve tarafların ekonomik durumuna göre değiştiğinden her dosyanın kendi koşullarıyla ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Nafaka dosyalarında hukuki danışmanlık, Mia Hukuk & Danışmanlık’ın Nilüfer ofisinde Av. Meryem Ayık tarafından yürütülür. Elinizdeki karar, ödeme geçmişi ve alacak kalemleri üzerinden hangi yolun izlenebileceğini değerlendirmek için görüşme talep edebilirsiniz.
Yorum Yap