Cumhurbaşkanı Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı konuşmada forumun küresel aklın ve vicdanın kürsüsü haline geldiğini belirtti. Erdoğan, küresel sistemdeki krizin ahlaki ve varoluşsal boyutuna dikkat çekti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2026 Resmi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, forumun küresel aklın ve vicdanın ortak kürsüsü haline geldiğini belirtti. Erdoğan, katılımcılara hitaben yaptığı konuşmada Antalya’yı ‘tarihin, kültürün ve diplomasinin şehri’ olarak tanımlayarak misafirleri ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti ifade etti.
Konuşmasında Kahramanmaraş’ta yaşanan olaya değinen Erdoğan, hayatını kaybedenler için üzüntülerini paylaşan herkese millet adına şükranlarını sundu. Rabb’in kimseye böyle acılar yaşatmamasını diledi.
Bu yıl beşincisi düzenlenen forumun hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, ADF’nin katılım ve içerik açısından küresel bir marka haline geldiğini vurguladı. Erdoğan, Dışişleri Bakanlığı’na ve forumun temellerini atan Mevlüt Çavuşoğlu’na emekleri için teşekkür etti.
Erdoğan, Türkiye’nin diplomasiye bakış açısını ve forumun misyonunu açıklayarak, ADF’yi diplomatik temasların ötesinde, dünyanın gidişatı, insanlığın ortak değerleri ve yeni etkileşim alanları üzerine derinlikli istişarelerin yapıldığı bir akıl platformu olarak gördüklerini belirtti. Günümüzde diplomasinin sadece sorunların müzakere edildiği bir alan olmaktan çıktığını, insanlığın ortak geleceğinin şekilleneceği ilkelerin tartışıldığı bir zemin temsil ettiğini söyledi.
Beş yıl önce belirlenen hedeflere ulaşıldığını belirten Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nun küresel aklın, global vicdanın ve geleceğe dair umudun ortak kürsüsü haline geldiğini ifade etti. ‘Yarını kurgulamak, belirsizlikleri yönetmek’ temasıyla üç gün sürecek tartışmaların forumun bu özgün yönünü daha da belirginleştireceğine inandığını söyledi. Forumun, katılımcıların ufuk açıcı fikirleriyle Türkiye’nin ‘barışın anahtarı’ misyonuna katkı vereceğine inandığını dile getirdi.
İnsanlık ailesinin içinden geçtiği dönemi anlamak için süreci doğru tahlil etmenin ve dinamikleri doğru okumanın şart olduğunu vurgulayan Erdoğan, uluslararası sistemdeki sarsıntıların sadece güç dengelerindeki değişimle açıklanamayacağını belirtti. Güç dağılımının değişmesi, yeni aktörlerin yükselmesi ve rekabetin kızışmasının, daha sert bir kırılmayla karşı karşıya olunduğu gerçeğini değiştirmediğini söyledi. Dünyanın, güç bunalımının yanı sıra bir istikamet buhranı da yaşadığını ifade etti.
Kural temelli olduğu iddia edilen sistemin, kuralların ihlal edildiği yerde sessiz kaldığını ve insan hakları ile küresel güvenliği korumakla görevli mekanizmaların etkisiz kaldığını belirten Erdoğan, esas sorunun seçici adalet, araçsallaştırılmış ilkeler ve güç ilişkilerine mahkum edilmiş müşterek değerler olduğunu söyledi. Bu nedenle küresel sistemde yaşanan krizin öncelikle ahlaki ve varoluşsal bir kriz olduğunu vurguladı.
Krizin ulaştığı boyutu görmek için 7 Ekim sonrası Gazze’ye bakmanın yeterli olduğunu belirten Erdoğan, son iki buçuk yılda 73 bin Filistinlinin İsrail saldırılarında hayatını kaybettiğini, yaralı sayısının 172 bini geçtiğini ve 21 bini aşkın çocuğun yaşamını yitirdiğini aktardı. Gazze’de yaşananların yalnızca insani bir trajedi olarak okunmasının eksiklik olduğunu ifade etti.
Yorum Yap