Hediye ararken yaşanan tıkanma genellikle kişiyi tanımamaktan gelmez. Çoğu zaman tersi olur: kişi çok iyi tanınır, ama akla gelen her şeyin zaten onda olduğu görülür. Erkeklere hediye konuşulurken en sık…
Hediye ararken yaşanan tıkanma genellikle kişiyi tanımamaktan gelmez. Çoğu zaman tersi olur: kişi çok iyi tanınır, ama akla gelen her şeyin zaten onda olduğu görülür. Erkeklere hediye konuşulurken en sık kurulan cümle de budur, “her şeyi var”. Bu cümlenin arkasında gerçek bir mekanizma vardır ve o mekanizma görüldüğünde karar belirgin biçimde kolaylaşır.
Küçük ve orta bütçeli eşyalarda birçok erkek isteğini kendi başına ve hızlıca kapatır. Aklına takılan kulaklığı, kabloyu, çorabı veya tıraş makinesini birkaç gün içinde alır. Böylece yakınlarının doldurabileceği “istiyor ama henüz almadı” aralığı sürekli daralır. Hediye arayan kişi ise tam olarak bu aralığı arar. Aralık kapalıysa arama boşa döner ve geriye yalnızca zaten sahip olduğu şeylerin benzerleri kalır. Bu yüzden doğum günü hediyesi ararken çoğu kişi doğrudan kategori sayfalarına yönelir; erkeğe hediye araması da genellikle bu tıkanma anında yapılır.
İkinci etken sinyalin sessizliğidir. İstekler çoğunlukla dile getirilmeden çözüldüğü için dışarıya ipucu düşmez. Beğeni bilgisi vardır, fakat bir vitrin önünde durup “şu güzelmiş” denmediği sürece bu bilgi somut bir ürüne dönüşmez.
Aramaya başlandığında karşıya hep aynı beş kalem çıkar: parfüm, cüzdan, kemer, saat, tıraş seti. Bunlar güvenli görünür ama iki sorun taşır. Birincisi tekrardır, aynı kalemler yıllardır dönüp durduğu için alıcıda genellikle birden fazla örneği bulunur. İkincisi daha kritiktir: bu ürünlerin hepsi işlevseldir, dolayısıyla kişinin kendi seçtiği ürünle yarışırlar. Belirli bir tıraş makinesine alışmış birine farklı bir model verildiğinde hediye kullanılmaz, çekmecede kalır. İşlevsel hediye, alıcının mevcut standardını geçmek zorundadır ve bu çıtayı dışarıdan bilmek zordur.
Seçimi kolaylaştıran tek hamle sorunun değiştirilmesidir. İhtiyaç sorusu yerine şu sorulur: kendi parasıyla almayı gereksiz bulduğu ama eline geçtiğinde memnun olacağı şey ne?
Bu soru bambaşka bir kategoriye açılır. Kimse kendine “bugün rafıma dekoratif bir obje alayım” demez, çünkü bunun pratik bir gerekçesi yoktur. Oysa aynı obje hediye olarak geldiğinde gerekçe aranmaz, doğrudan yerine konur. Nostaljik model otomobiller, retro görünümlü radyolar, masa üstü figürleri ve dekoratif aydınlatmalar bu grubun tipik örnekleridir. Kişi bunları kendine almaz, ama sahip olduğunda görünür bir yere koyar ve gelen misafire anlatır.
Alıcının ilgi alanı biliniyorsa bu kategori daha da isabetli hale gelir. Otomobil seven birine 28 santimetrelik klasik bir Amerikan sedan modeli, müzikle ilgilenen birine bluetooth bağlantılı retro bir radyo, çalışma masasında vakit geçiren birine küçük ve hareketli bir obje aynı mantıkla çalışır. Bu ürünleri bir arada sunan mağazalarda karşılaştırma yapmak da kolaylaşır: SudoraGift gibi bir sitede erkek arkadaşa hediye başlığı altında toplanan ürünler çoğunlukla bu “kendine almaz ama sever” grubundan çıkar.
Kimseye ne istediğini sormadan da yeterli ipucu toplanabilir. İşe yarayan gözlem noktaları şunlardır:
Bu beş noktadan çıkan cevap ürünün adını vermez, ama doğru rafı gösterir. Karar için genellikle bu kadarı yeterlidir.
Aday ürün belirlendikten sonra üç kontrol elemeyi hızlandırır. Birincisi yer sorusudur: bu eşya nereye konacak? Yeri düşünülemeyen hediye kutusundan çıkmaz. İkincisi rekabet sorusudur: alıcının aynı işi gören ve alıştığı bir eşyası var mı? Varsa işlevsel alandan çıkmak gerekir. Üçüncüsü hikaye sorusudur: bu eşyanın anlatılacak bir tarafı var mı? Bir model otomobilin hangi yıla ait olduğu, bir radyonun neye benzediği anlatılabilir bir şeydir, jenerik bir aksesuar ise değildir.
İlki ima edilen ihtiyacı doğrudan hediyeye çevirmektir. “Ayakkabıya ihtiyacım var” cümlesi hediye fikri gibi görünür, oysa numara, kalıp ve zevk riski en yüksek kalemlerden biridir. İkincisi kendi beğenisini yansıtmaktır, hediyenin rengi ve tarzı seçen kişinin evine uygun olduğunda alıcıya yabancı kalır. Üçüncüsü kararı son güne bırakmaktır. Acele edilen saatlerde en görünür ve en jenerik seçenek alınır, gerçekten uygun olan ürün ise kargo süresine sığmadığı için elenir.
Sonuçta zorluk erkeklerin zor beğenmesinden değil, hediye arayanın yanlış yerde aramasından kaynaklanır. İhtiyaç rafı çoktan boşalmıştır. Dolu olan raf, kimsenin kendine gerekçe bulamadığı ama gelince sevindiği eşyaların bulunduğu raftır.
Yorum Yap