Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde nadir görülen Bundibugyo Ebola varyantı 139 can aldı. Aşısız türün hızlı yayılma nedenleri araştırılıyor.
Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC), nadir ve tehlikeli “Bundibugyo” Ebola virüsü varyantının neden olduğu salgınla sarsılıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, çarşamba günü itibarıyla ülkede 139 kişi hayatını kaybetti, şüpheli vaka sayısı 600’e yaklaştı. Bu varyantın yaygın Zaire türünden en büyük farkı, henüz onaylanmış bir aşısının veya tedavi yönteminin bulunmamasıdır.
Virüsün komşu ülke Uganda’nın başkenti Kampala’ya da sıçraması, bölgedeki alarm seviyesini yükseltti. Avrupa Birliği (AB) ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD), bölgeden gelen yolculara yönelik seyahat kısıtlamaları uygulamaya başladı.
Salgının bu denli hızlı yayılmasının arkasında, ülkenin coğrafi yapısı ve derin sosyoekonomik krizi yatıyor. Topraklarının yüzde 60’ından fazlası yoğun ormanlarla kaplı KDC’de, yoksulluk nedeniyle kırsal nüfusun protein ihtiyacının yüzde 80’ini yarasalar, maymunlar ve kirpiler gibi av hayvanları karşılıyor.
Eski Sağlık Bakanı Eteni Longondo, insanların hayatta kalmak için bu hayvanları avlamaktan başka çaresi olmadığını belirtti. Bu kültürel alışkanlık, virüslerin hayvanlardan insanlara geçmesinde kritik bir köprü görevi görüyor. Doğu bölgesindeki silahlı isyanlar ve halkın derin fakirliği de durumu daha dramatik hale getiriyor; isyancıların kontrolündeki Bukavu ve Goma şehirlerinde ilk ölümcül vakalar rapor edildi.
Sağlık ekipleri, sahada virüsle mücadele ederken maden kasabalarında hızla yayılan batıl inançlar ve asılsız iddialarla karşılaşıyor. Bölgedeki yerel koordinatörler, halk arasında “görüldüğü an anında öldüren hayalet tabutlar” gibi hurafelerin yayıldığını aktarıyor. Bu durum, insanların tıbbi yardım yerine büyü ve geleneksel yöntemlere yönelmesine neden oluyor.
Ayrıca, ölen kişinin bedenine çıplak elle dokunmayı içeren geleneksel cenaze ritüelleri, virüsün vücut sıvıları yoluyla zincirleme şekilde yayılmasına yol açıyor. Uzmanlar, salgının resmi olarak teşhis edilmeden önce haftalarca fark edilmeden yayıldığını belirtiyor. Bu yerleşik alışkanlıklar kırılmadığı sürece mücadelenin aylarca sürebileceği vurgulanıyor.
Yorum Yap